Günden devşirilmiş düne öykünen saatlerBuğu düşüyor, akşam uzantısıYürek alfabesi, kirli yağmur kırıntısıFısıldadım adını perde açıldı"Öldüğümle kaldım"
Çıkan Kısmın ÖzetiBakışları bana benzerdi içimdeki çocuğunYüreğimden kurtulur, gizli gizli ağlardı.Ben ona hiç adil davranmadım
Bayım, Bolu’ ya bir bilet, Bolu’ ya gitmek istiyorum. Doğru duydunuz Bolu dedim, biliyorum, fakat neden Bolu diye sormuş olsaydınız işte onun cevabını bilmiyorum. Başka...
Aynı hüzündür gecenin getirdiği, senin yada benim üzerime çöken, aynı yıldızlara bakar gözlerimiz, aramızdaki mesafenin derinliğine rağmen. yalnızlık yaşanır gün boyu, uzak şehirler, yakın gurbettir...
-V- (Ve kardelenler hep unutulur, menekşeler açtığında. Ya şafak mı gün batımı mı hangisi daha çok yakar gökyüzünün canını?) Düş izi kalmış Gözümün tam içinde Siyah simsiyah Çıkrığında geceye...
-IV- Bütün seslerini kıstım gecenin, odanın tavanına yatırdım gözlerimi, bu karanlıkta gökkuşağı görmeye çalışan ben ki yenilgim zonkluyordu beynimin kıvrımlarında. Dışarda gül tozuyordu sokaklar, yıldız...
Kendime bir duble rakı koydum bu akşam, buz tutmamıştı sular, hiç aldırmadım, rakıya koydum. Salonun ortasına oturdum, kuruyemiş kabuklarını yere attım, gözlerimin içinden gözlerimin içine...
-III- bir düş atlasına diş bilemiş gibi sabaha uzanan eller şafak dikiyor gözlerimin alacasını şafak dikiyor alnımın çatına sende susma "bugunlerde kendim(d)e dolaşıyorum hep kendi içimde kendim kördüğüm kendimi arıyorum sanki yeniden bir kahraman bulacakmışım...
-II- Hatırlarım "Sıvazlanır Çıkmazına büyüyen Yollarımın kolları Geçiyorsun Aklımı zorlayan İnce bir fikir telaşında Aktı Beş yaşımın anısız yüzü Kırık bir oyuncakla Parlaktı Civa gibi ama Zehirli yokluğun Unuttum, hangi yangının söndüğünü Yüreğimin...
-I- Biri vardı adını hiç duymadım gölgelerimiz değdi sadece. ıslak kırılgan. burkuldu dudağımda hayat diye mavi akşamın külü mevsimine aldandım. Yıldızlara asılmıştı hiçliğin iniltisi Feryat figan, aksinde yankılanan "Sağanak; çok üşüyorum Sığınak: yok düşüyorum" Uçurum...